Bugün
yaşadığımız Dünya’da kadınlar ve erkekler arasında
toplumsal eşitsizlikler vardır. Bu eşitsizlikleri ilk zamanlar
yaratan ataerkil sistemdir. Ancak günümüzde ataerkil sistemle
kapitalizmin el ele verip, kadın asmaca oyunu oynadıklarını
görüyoruz. Feminizm bu toplumsal eşitsizlikler sonucunda,
kadınların hak alma mücadelesinin ete kemiğe bürünmesidir.
Kısaca özetlememiz
gerekirse feminizmleri üç başlık altında inceleyebiliriz.
Radikal feministler; sorunun tek başına ataerkil sistemle alakalı
olduğunu ve bununla mücadele edilmesi gerektiğini savunur
kapitalizmi sosyalist bir temelde karşılarına almazlar. Kadının
baskı altında olmasının sebebi onlara göre biyolojiktir ve
özgürleşmenin kaynağı ancak biyolojik devrimle mümkündür.
Liberal feministler; kadının kendini geliştirerek kamusal alana
çıkmasıyla bütün sorunların giderilebileceğini savunur ancak;
bu mümkün değildir. Çünkü; sorunun temeline inilmeden reformist
değişikliklerle sorunun halledilebileceğine inanılır. Sosyalist
feministler ise, sosyalizmi feminizm için ön koşul kabul ederler.
Erkek egemen sistemle kapitalizmi birbirinden çok ayrı çok uzak
bir şey olarak görmeyip ikisine karşı mücadele verirler.
Feminizm
terimini kullananlara karşı toplumumuzun mükemmel bir
'ötekileştirmesi' ve terimin içini boşaltma gibi hayret verici
yetenekleri var. Feminizm; yasak bir kelime, bir tabu olarak
görülüyor ve terimin içi boşaltılıyor. Bunun en büyük nedeni
de kadınları kontrol altında tutma çabası. Feministler,
erkeklere hiçbir konuda ihtiyaç duymayan, erkekleri ezmeye çalışan,
erkekleri gereksiz bulan ve hepsinin kazanlara atılıp yakılması
gerektiğini düşünen (nitekim bu durum 18. yüzyılda Avrupa ve
Amerika' da cadı avlarında kadınlara yapılmıştır.) kadın
toplulukları gibi gösteriliyor. Feminizmin böyle gösterilmesi çok
doğal çünkü kapitalizm hiçbir zaman kadınların direniş
göstermesini istemez. Çünkü; kadın ucuz iş gücü ve alınıp
satılan bir meta yerine konulur. Bu yüzden de kapitalizm
kadınların kendilerini ifade edip birleşecekleri yeri çamur
atarak kirletir. Kadınların direniş gösterdiği diğer kavram da
ataerkil sistemdir. Erkeğin egemen olduğu ve erkeklerin sözlerinin
kanun sayıldığı bir yapılanmada kadın yeri değersizleştirilir,
yok sayılır ve öldürülür. Nitekim kadın katliamları bunun en
büyük göstergesidir. Feminizm sanıldığı gibi erkek düşmanlığı
değil, kadınların kendilerini ifade ettikleri, hakları için
birleştikleri ve hakları için mücadele ettikleri, hep beraber
eşit şartlar altında yaşayabileceklerini göstermeye çalıştıkları
bir yapılanmadır.
Peki
neden feminizm?
Çünkü;
kadının uzaklaştırıldığı toplumsal alana yeniden kazandırılma
çabasıdır. Çünkü; farkındalıktır. Çünkü; kadının varlık
sorunudur, bilincidir. Çünkü; erkeklerle birlikte eşit şartlar
altında yaşayabileceklerini gösterebilmektir. Çünkü; meta
olmadıklarını gösterdikleri yerdir. Çünkü; emek sömürüsüne
karşı mücadele etmektir. Çünkü; kadınların kendilerini ifade
edebildikleri alandır. Çünkü; kapitalizme ve ataerkil sisteme
karşı durmaktır...
Bilsev Karkıner
