Toplumun
hemen her kesimin de temkinle yaklaşılan hatta yok sayılan,
görmezden gelinen kadınlar. Her şeyden önce bilinmesi gereken;
bunun bir hastalık olmadığı, asıl hastalığın homo fobinin ta
kendisi olduğudur. Kendilerini gizlemek zorunda oldukları bir ömür,
yaşadıkları hayat, çalıştıkları meslek nedeniyle sürekli
yargılanma, yadırganma, dışlanma... Bir kadın ne kadar mükemmel
bir hayata sahip olsa da sırf başka bir kadınla birlikte diye her
şeyini kaybedebilmektedir. Üstelik bunun kimseyi ilgilendirmemesi
gerekirken.
Erkek
bedeninde doğmuş ve kendini kadın olarak hisseden, ruhunun bir
kadın ruhu olduğunu söyleyen, psikolojik ve duygusal olarak
kendini karşı cinse ait gören birini cinsiyet değiştirme yoluna
gittiği için yargılamak kimin hakkı? Aynı şey kadın bedeninde
doğmuş ve bundan rahatsızlık duyan ve erkek olması gerektiğini
kendini o vücutta özgür hissedeceğini kendi olabileceğini
söyleyen bir kadına ne diyebilirsiniz? Çoğunluktaki
Transseksüelliğin zihinlerdeki yanlış algısının bir ürünü
olarak kötü gözle bakma.
Baktığınız
kötü gözlere binaen bir travestinin seks işçiliği yaptığını
ele alalım. Bu o insanlar için yeterince zorluk barındırıyorken,
kalkıp da bıçaklarla hatta kılıçlarla saldırmak, dövmek,
öldürmek hangi mantığın ürünüdür? Bir insanın canına
kastetmek her ne olursa olsun kimsenin hakkı değildir ve hiç kimse
kendinde bu hakkı göremez.
Cinsel
tercih yahut yönelimdeki ‘cinsel’ kelimesi, cinsellik değil
cinsiyet anlamındadır. Bunu bilinçsizce sapkınlık, hastalık,
psikolojik sorun şeklinde dile getirenlerin bilmesi gereken şey
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 1990’da eşcinselliği
hastalıklar listesinden çıkardığıdır. Bununla birlikte
Eşcinselliğin
bir hastalık, bozukluk ya da eksiklik olmadığını, 3 farklı
cinsel yönelimden birisi olduğunu ve doğuştan ya da 3 ile 4
yaşlarına kadar belirlenen, kişinin kendi
seçmediği bir durum olduğu tıp bilim tarafından
tespit edilmiş ve bu durum kabul görmüş ve eşcinseller çoğu
gelişmiş ülkelerde eşcinseller arası resmi evlilik dahil
olmak üzere heteroseksüellerin sahip olduğu pek çok hakka
kavuşmuştur.
Zaten biraz düşünüldüğünde nasıl bir heteroseksüele kalkıp
'eşcinsel ol' demek saçma olacaksa bir eşcinsele de 'tedavi ol'
denemez.
Psikiyatr
Seven Kaplan bir röportajında : ‘Eşcinsel
görünce, insanların ilk aklına gelen şey cinsellik. "Eş"
kısmını bırakıyorsun ve "cinsellik" kısmına
takılıyorsun. Bir çift görünce "Bunlar nasıl sevişiyor",
"Ne kadar iğrençler", "Sapıklar", "Ne
kadar ahlaksızca bir şey yapıyorlar" fikirleri dönmeye
başlıyor. Sanki eşcinsellerin talebi buymuş gibi, "Bir de
ulu orta yapmak istiyorlar" diyorlar. Bir heteroseksüel için
eşcinsellerin cinsel birlikteliği yadırgatıcı olabilir ama aynı
şey bir eşcinsel için de geçerli. Fark, çoğunluk olmanın
getirdiği güçle, öfke de barındıran "bunlar olmamalı"
arzusu.’
diyerek toplumun bakışını ve durumu ifade etmiştir.
Sonuç
olarak kimsenin özel hayatının kimseyi ilgilendirmemesi gerekir.
Hele ki bu yüzden psikolojik ya da fiziksel şiddete maruz
bırakılmak insanca değildir. Çevrenizdeki insanları sadece
insanlıkları için sevin, kabul edin bunun dışında hiçbir durum
bir başkasını yargılamanız için size hak tanımaz.
Barış
içinde özgür bir dünya için..
Kadının eL Hali
