Savaşa,
kapitalizme, eşitsizliğe karşı direnişin, Clara Zetkin'lerin
yaktığı meşaleyi o günlerden bugünlere, bugünlerden yarınlara
taşıyan mücadeleci kadının günüdür.
New
York' da 129 tekstil işçisi kadının 1908' de 12 - 14 saatlik
çalışma iş gücünün 8 saate indirilmesi için verdiği mücadele
sonucu fabrikanın içine kitlenerek yakılmasıyla sonuçlanan
olaydır. Clara Zetkin' in ikinci enternasyonale verdiği önerge ile
1910'dan itibaren 8 Mart Dünya Kadınlar günü ilan edildi ve
anılmaya başlandı.
Artık,
8 Mart emeğin, bedenin, kimliğin ve direnişin adıdır.
8
Mart uluslararası tekelci zihniyete sınıfın ve emeğin
sahiplendiği günün adıdır.
8
Mart savaşa, militarizme, ırkçılığa karşı duruşun adıdır.
8
Mart bedenlerimizin metalaştırılmasına karşı çıkışın
adıdır.
8
Mart savaşa hayır demenin adıdır.
8
Mart evde, sokakta, iş yerinde uygulanan şiddete karşı durmanın
adıdır.
8
Mart ''kimsenin namusu olmayacağım, namusun özgürlüğümdür''
diyenlerin mücadelesinin adıdır.
8
Mart gözaltında, işkencede, ceza evinde direnen kadınların
adıdır.
8
Mart çocuk yaşta evliliklere ''hayır'' diye haykırmanın adıdır.
8
Mart ''en az 3 çocuk, 3 de yetmez 5 tane doğurun'' diyenlere bu
kararı biz veririz demenin adıdır.
8
Mart eğitimde eşitliğin adıdır.
8
Mart sokaklarda özgürce yürüyebilmenin adıdır.
8
Mart çocuklarını askere göndermek istemeyen annelerin adıdır.
8
Mart 4-C' ye rıza göstermeyen, Ankara'yı griliğinden kurtaran
tekel işçisinin adıdır.
Bekle
beni anne diyenin adıdır.
Bu
günlerde ağır bir süreçten geçiyoruz.
Aile
ve Sosyal Politikalar Müdürlüğünü işgal eden örgütlü
kadınların polis tarafından merdivenlerden sürüklenerek ve
kafaları duvarlara vurularak gözaltına götürüldüklerini
gördük.
Dünya'
da her üç kadından biri, hayatında bir kere şiddet gördüğünü
veya tecavüze uğradığını biliyoruz.
Ankara
toplu tecavüz davasında eksik test yaparak görevini ihmal eden
Ankara Adli tıp kurumundan ve 2 yıl boyunca rapor göndermeyerek
görevini ihmal eden İstanbul Adli tıp kurumundan haberdarız.
Fethiye
Adliyesi'nde görülmekte olan toplu tecavüz davasının karara
bağlandığına, altısı yetişkin, ikisi suça sürüklenen
çocuklardan oluşan sanıkların hepsinin beraat ettiğine şahit
olduk.
Yargıtay
Başsavcılığının, 13 yaşında, 26 kişinin tecavüzüne uğrayan
N.Ç nin bu işi rızasıyla yaptığı yolundaki karara itiraz
etmediğini haber kanallarından hayretle izledik.
Küfrederken
''ananı da al, git'' diyen bir başbakanın ''ben kadın - erkek
eşitliğine inanmam'' deyişini hala sessizce dinliyoruz.
Utanmayı
bilmeyen insanların arasında biz utandık. Utanmak insanlık
edimidir dedik. Sizi de utanmaya davet ettik
Şimdi
de utanmanın yetmediği
Gelsin
Baba
Gelsin
Koca
Gelsin
Devlet
Gelsin
Cop
İnadına
İsyan
İnadına
İsyan
İnadına
Özgürlük
diyen
kadını sokağa mücadeleye davet ediyoruz.
ÇÜNKÜ BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN...
Selma Zencir
