Dövüldü, gelmişine geçmişine sövüldü, intihara
kalkıştı, psikologlara sürüklendi, baskı gördü; ama O hepsine göğüs gerdi.
Darbe döneminde içeri atılan ‘anarşik’ bir gençten
bahsetmiyorum. Tek ‘suç’u bir kadınla birlikte olmak, bir kadına aşık olmak
olan genç bir kadından bahsediyorum.
21 yaşındaydı Sevim. Geçen yaz yazlıklarındayken
harici usb belleğinde sevgilisiyle çekilmiş fotoğraflarını abisinin görmesiyle
başladı her şey. Abisi gece dörtte konuşmak istediğini söyleyip evden çıkardı
O’nu. Sahile indiler, yürüdüler, sessizliği kıyı boyunca korudular. Sevim bir
gariplik olduğunu sezmişti sabırla bekledi. Sonrasını ondan dinlemeli;
‘Yürürken abim
birden erkek arkadaşın var mı ? ’ diye sordu.Yok dedim.Hiç oldu mu bugüne kadar
kaç tane oldu yani diye sordu.Oldu ama ciddi değildi yani pek oldu
sayılmaz…Sustu yürümeye devam ettik. Berrak’ı nerden tanıyorsun dedi. O an
anlamıştım bir şeyler öğrendiğini gerildim titremeye başladım için için.
Arkadaş ortamından tanıyorum diye cevapladım. Konuya girmesini bekliyordum
artık. Ölesiye gerilmiştim. Beklediğim oldu. Benim bilgisayarımda bir erkekle
samimi fotoğraflarımı görsen ne tepki verirdin dedi. Beklediğim halde
sarsılmıştım. Bilmiyorum, konuyu bana neden açmadığını düşünürdüm, kabullenirdim
herhalde dedim şakaya vurmak istedim. Belki de duymak istediklerimi
söylemiştim. Abim hala ciddiydi. Sevim o bilgisayarındaki Berrak’la olan
fotoğraflar ne diye sordu. Afalladım çünkü bilgisayarımda fotoğraf olmadığından
emindim. Ne fotoğrafı bilgisayarımda yok ki benim dememe kalmadan hard
diskinde! dedi. O an kaçtığım gerçeğin içinde olduğumu anladım, öğrenmişti.
Ağlamaya başladım tüm sinirlerimin boşaldığını hissettim. Abim sormaya devam
etti ne zaman fark ettin ne zamandır böyle yani? Lisede fark ettim yani hep
biliyordum ama öyle işte, Berrak ilk ilişkim değil diye kelimeleri geveledim
kendimi ifade edecek durumda değildim. Başka kimler var dedi tanımazsın
arkadaşlarım dedim. Sevim bu bir hastalık sen hastasın tedavi olacaksın
psikologa gideceksin tedavi olmalısın demeye başladı. O anda patlayıp hayır bu
hastalık değil ben hasta değilim bu normal bir şey diyebildim işte yanlış
anlaşmamız burada cereyan etti. Abim benim normal olanın, olması gerekenin bu
olduğunu, doğanın böyle olması gerektiğini kast ettiğimi sanmıştı oysa ben
sadece bu durumda bir anormallik olmadığını anlatmaya çalışıyordum. Tabi daha
da hiddetlendi benden biraz uzakta konuşuyordu ben de korkumdan
yaklaşamıyordum. Bu bir kompleks, erkeklerle iletişim kuramadığın için
kadınlara yöneldin, bu bir eksiklik dedi. Kendimi savunmaya kalkıştım susturdu
sadece onun sorularına cevap vermemi istedi. Yürümeye devam ettik. İskeleye
geldik abim önde yürüyordu. Ben yavaşladım. Gel buraya dedi. Korkuyordum.
Gelmeyeceğim dedim. Sevim gel buraya beni zorlama dedi. Gittim. İskelenin
ucundaydık. Tartışmaya devam ettik. Durmadan ağlıyordum. Abim dönüp gitti ben
orada kaldım. Berrak’ı aradım olanları anlattım. Sakinleşmeye çalışıyordum.
Abim geri geldi ve yürü eve gidiyoruz herkes yattı kimseye bir şey anlatmak
zorunda değilsin dedi. Eve gittik odama çıktım. Uyumak ne mümkün; gece boyu
döndüm durdum yatağımda. Ertesi gün öğlene kadar çıkamadım yatağımdan annem
geldi bir haller olduğunu anlamıştı kalk kızım bir şeyler ye dedi. Olanları
anlattım. Annem daha önce benzer bir şekilde öğrenmişti durumu ama bilmezden
gelmeyi konuşmamayı seçmişti hep. Anlatınca da kızım sen de karşı tarafa
yönelmeye çalış o zaman dedi. Anne bu böyle bir şey değil anlatamıyorum sana bu
ben hadi karşı tarafla olayım deyince olabilen bir şey değil sen benim ömür
boyunca mutsuz olmamı mı istiyorsun diyebildim. O sırada abim geldi çıkmaya
hazırlanıyordu. Kabul et sen normal değilsin, sapkınsın tedavi olacaksın
psikologa gideceksin dedi tekrar. Gücüm kalmamıştı karşılık vermeye çalıştım.
Tamam, abi gideriz ama pişman olacaksın ben bunun normal bir şey olduğunu
düşünüyorum hasta değilim dedim.
O yanlış anlaşılma yine
parladı, aynı gözle bakmıyoruz dünyaya çok dar bakıyorsun dememe kalmadı abim
üzerime atıldı dövmeye başladı yere düştüm başıma aldığım darbelerle kendimden
geçer gibi oldum annem araya girdi abimi sakinleştirmeye çalışıyordu. Bu sırada
hiç bir şeyden habersiz olan babam gürültüye geldi. Abimi beni döverken görünce
deliye döndü oğlum ne yapıyorsun delirdin mi sen diye tuttu onu. Babama sen çık
baba karışma dedi abim hala çok sinirliydi. Babam onu tutmaya devam edince,
beni göstererek ‘lezbiyen!’ dedi. Sizin yetiştirdiğiniz çocuk böyle olur işte
bir daha karışmayacaksınız bundan sonra ben ilgileneceğim diye bağırıyordu.
Babamsa o tek kelimede takılı kalmıştı. Kendine gelince ikinci dayağı da ondan
yedim. Öldürürüm seni yatırır keserim diye bağırıyordu. Arada fotoğraf lafı
geçince fotoğraf makinemi alıp kırdı. Bunun üstüne abim babamı tutup çıkarmaya
çalıştı baba tamam çık sen şimdiki kızların çoğu böyle diye yatıştırmaya
çalıştı babam hala hakaretlerine devam ederken. Aşağı indiler. Ben o an
hayatımın bittiğini mahvolduğumu düşünüyordum. Berrak’a mesaj attım beni
buradan alın dedim. Telefonumu alabilirler diye kapattım. Abim döndü ve tahmin
ettiğim gibi bilgisayarımı, telefonumu istedi. Hayatım bitti her şey bitti
dedim. Yer yarılsın içine gireyim. O an tek düşünebildiğim ölmekti. Çakımı
cebime koydum. Annemi odadan göndermeye çalıştım. Abim geri geldi ve kalk
hazırlan dedi. Korktum anneme yalvardım götürmesin beni ne olur bırakma diye.
Annem, 'saçmala abin o senin sakin ol' diyordu. Aklımda Berrak’ın gelip beni
kurtarması umuduyla yavaş hareket ediyordum vakit kazanmaya çalışıyordum.
Umudumu kaybedince banyoya geçip bileğimi kestim. Acı bile hissedemedim.
Aklımda nereye götürüyorsa da yolda akar akar gitmeden ben ölmüş olurum
düşüncesi vardı. Arabaya bindim. Yolda konuştuk, daha sakindi daha kabulleniş
haldeydi. Kızdığı şeyin benim bunun normal olan olduğunu söylediğimi
düşünmesiymiş. Yaşadığı tecrübeleri anlattı. Seni anlıyorum olabilir ama tedavi
olman gerekiyor diyordu. Sustum. Berrak’ın beni merak etmiş olacağını söyledim.
Telefonunu verdi. Aradım iyi olduğumu abimle olduğumu söyledim. Berrak hala
şüpheliydi korkuyordu. Sonra abim beni şehirdeki evimize bıraktı. 5-6 saat orda
kaldım açtım, yalnızdım, halsizdim, korkuyordum. Aklıma ev telefonu geldi hemen
tekrar Berrak’ı aradım olanları anlattım, destek aldım, biraz rahatlamıştım.
Abim geri geldi; herkese sordum bu yaşlarda önü alınmazsa kötüye gidermiş,
psikolojik bozuklukmuş, ben bir psikolog buldum ona gidiceğiz dedi. Arabada
giderken bileğimi kestiğimi söyledim deliye döndü çok korkmuştu sen bunu nasıl
yaparsın deyip duruyordu işte bu yüzden tedavi olmalısın sen gerçekten hastasın
dedi, hemen bir benzinliğe çekti bir şeyler aldı temizledik. Çok sarsıldığını
görebiliyordum. Yola devam ederken kimseye bir açıklama yapmak zorunda
değilsin, babamla da konuştum erkek arkadaşından ayrılınca bir kız arkadaşıyla
duygusal olarak yakınlaşmış bir şey yok dedim. Hayatını yaşayacaksın. Kimseye
bir şey anlatmak zorunda değilsin dedi. Öyle bir rahatlamıştım ki inanamıyordum
olanlara.
Yazlığa döndük.
Babam yanıma geldi sarıldı, ben sarılamadım yabancım gibiydi sanki. O tekmeler,
yumruklar, tokatlar, her biri uzaklaştırmıştı beni. Niye sarılmıyorsun dedi
zoraki sarıldım. Yaşadığın yerde var mı böyle bir pislik dedi. Yutkundum
kelimeleri daha acıydı. Yok dedim.
Psikolog ilk seans
sonrası abimle konuşmasında bunun bir hastalık olmadığını ve kendisinin
yapabileceği bir şey olmadığını söyledi. Eğer bir insan eşcinsel olduğunu fark
ettiyse ve bundan rahatsızlık duyuyor değişmek istiyorsa değişik terapilerle
tedavi yoluna gidebiliyoruz; ama burada böyle bir şey söz konusu değil. Sevim
pırıl pırıl bir genç kadın ve ilerde de çok başarılı olacağına inanıyorum
dedi.’
İşte Sevimin
hikâyesi böyle gelişti. Sonuçta görmezden gelen bir anne, bilmezden gelen bir
baba, sonuna dek ardında duran abisi ve çok sevdiği Berrak’ıyla hayatına devam
ediyor. Tüm dünyaya karşı, dimdik.
Kadının El Hali
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder