30 Nisan 2013 Salı

Bilin(me)dik Hikaye



 Dövüldü, gelmişine geçmişine sövüldü, intihara kalkıştı, psikologlara sürüklendi, baskı gördü; ama O hepsine göğüs gerdi.
Darbe döneminde içeri atılan ‘anarşik’ bir gençten bahsetmiyorum. Tek ‘suç’u bir kadınla birlikte olmak, bir kadına aşık olmak olan genç bir kadından bahsediyorum.
21 yaşındaydı Sevim. Geçen yaz yazlıklarındayken harici usb belleğinde sevgilisiyle çekilmiş fotoğraflarını abisinin görmesiyle başladı her şey. Abisi gece dörtte konuşmak istediğini söyleyip evden çıkardı O’nu. Sahile indiler, yürüdüler, sessizliği kıyı boyunca korudular. Sevim bir gariplik olduğunu sezmişti sabırla bekledi. Sonrasını ondan dinlemeli;
         ‘Yürürken abim birden erkek arkadaşın var mı ? ’ diye sordu.Yok dedim.Hiç oldu mu bugüne kadar kaç tane oldu yani diye sordu.Oldu ama ciddi değildi yani pek oldu sayılmaz…Sustu yürümeye devam ettik. Berrak’ı nerden tanıyorsun dedi. O an anlamıştım bir şeyler öğrendiğini gerildim titremeye başladım için için. Arkadaş ortamından tanıyorum diye cevapladım. Konuya girmesini bekliyordum artık. Ölesiye gerilmiştim. Beklediğim oldu. Benim bilgisayarımda bir erkekle samimi fotoğraflarımı görsen ne tepki verirdin dedi. Beklediğim halde sarsılmıştım. Bilmiyorum, konuyu bana neden açmadığını düşünürdüm, kabullenirdim herhalde dedim şakaya vurmak istedim. Belki de duymak istediklerimi söylemiştim. Abim hala ciddiydi. Sevim o bilgisayarındaki Berrak’la olan fotoğraflar ne diye sordu. Afalladım çünkü bilgisayarımda fotoğraf olmadığından emindim. Ne fotoğrafı bilgisayarımda yok ki benim dememe kalmadan hard diskinde! dedi. O an kaçtığım gerçeğin içinde olduğumu anladım, öğrenmişti. Ağlamaya başladım tüm sinirlerimin boşaldığını hissettim. Abim sormaya devam etti ne zaman fark ettin ne zamandır böyle yani? Lisede fark ettim yani hep biliyordum ama öyle işte, Berrak ilk ilişkim değil diye kelimeleri geveledim kendimi ifade edecek durumda değildim. Başka kimler var dedi tanımazsın arkadaşlarım dedim. Sevim bu bir hastalık sen hastasın tedavi olacaksın psikologa gideceksin tedavi olmalısın demeye başladı. O anda patlayıp hayır bu hastalık değil ben hasta değilim bu normal bir şey diyebildim işte yanlış anlaşmamız burada cereyan etti. Abim benim normal olanın, olması gerekenin bu olduğunu, doğanın böyle olması gerektiğini kast ettiğimi sanmıştı oysa ben sadece bu durumda bir anormallik olmadığını anlatmaya çalışıyordum. Tabi daha da hiddetlendi benden biraz uzakta konuşuyordu ben de korkumdan yaklaşamıyordum. Bu bir kompleks, erkeklerle iletişim kuramadığın için kadınlara yöneldin, bu bir eksiklik dedi. Kendimi savunmaya kalkıştım susturdu sadece onun sorularına cevap vermemi istedi. Yürümeye devam ettik. İskeleye geldik abim önde yürüyordu. Ben yavaşladım. Gel buraya dedi. Korkuyordum. Gelmeyeceğim dedim. Sevim gel buraya beni zorlama dedi. Gittim. İskelenin ucundaydık. Tartışmaya devam ettik. Durmadan ağlıyordum. Abim dönüp gitti ben orada kaldım. Berrak’ı aradım olanları anlattım. Sakinleşmeye çalışıyordum. Abim geri geldi ve yürü eve gidiyoruz herkes yattı kimseye bir şey anlatmak zorunda değilsin dedi. Eve gittik odama çıktım. Uyumak ne mümkün; gece boyu döndüm durdum yatağımda. Ertesi gün öğlene kadar çıkamadım yatağımdan annem geldi bir haller olduğunu anlamıştı kalk kızım bir şeyler ye dedi. Olanları anlattım. Annem daha önce benzer bir şekilde öğrenmişti durumu ama bilmezden gelmeyi konuşmamayı seçmişti hep. Anlatınca da kızım sen de karşı tarafa yönelmeye çalış o zaman dedi. Anne bu böyle bir şey değil anlatamıyorum sana bu ben hadi karşı tarafla olayım deyince olabilen bir şey değil sen benim ömür boyunca mutsuz olmamı mı istiyorsun diyebildim. O sırada abim geldi çıkmaya hazırlanıyordu. Kabul et sen normal değilsin, sapkınsın tedavi olacaksın psikologa gideceksin dedi tekrar. Gücüm kalmamıştı karşılık vermeye çalıştım. Tamam, abi gideriz ama pişman olacaksın ben bunun normal bir şey olduğunu düşünüyorum hasta değilim dedim.


 O yanlış anlaşılma yine parladı, aynı gözle bakmıyoruz dünyaya çok dar bakıyorsun dememe kalmadı abim üzerime atıldı dövmeye başladı yere düştüm başıma aldığım darbelerle kendimden geçer gibi oldum annem araya girdi abimi sakinleştirmeye çalışıyordu. Bu sırada hiç bir şeyden habersiz olan babam gürültüye geldi. Abimi beni döverken görünce deliye döndü oğlum ne yapıyorsun delirdin mi sen diye tuttu onu. Babama sen çık baba karışma dedi abim hala çok sinirliydi. Babam onu tutmaya devam edince, beni göstererek ‘lezbiyen!’ dedi. Sizin yetiştirdiğiniz çocuk böyle olur işte bir daha karışmayacaksınız bundan sonra ben ilgileneceğim diye bağırıyordu. Babamsa o tek kelimede takılı kalmıştı. Kendine gelince ikinci dayağı da ondan yedim. Öldürürüm seni yatırır keserim diye bağırıyordu. Arada fotoğraf lafı geçince fotoğraf makinemi alıp kırdı. Bunun üstüne abim babamı tutup çıkarmaya çalıştı baba tamam çık sen şimdiki kızların çoğu böyle diye yatıştırmaya çalıştı babam hala hakaretlerine devam ederken. Aşağı indiler. Ben o an hayatımın bittiğini mahvolduğumu düşünüyordum. Berrak’a mesaj attım beni buradan alın dedim. Telefonumu alabilirler diye kapattım. Abim döndü ve tahmin ettiğim gibi bilgisayarımı, telefonumu istedi. Hayatım bitti her şey bitti dedim. Yer yarılsın içine gireyim. O an tek düşünebildiğim ölmekti. Çakımı cebime koydum. Annemi odadan göndermeye çalıştım. Abim geri geldi ve kalk hazırlan dedi. Korktum anneme yalvardım götürmesin beni ne olur bırakma diye. Annem, 'saçmala abin o senin sakin ol' diyordu. Aklımda Berrak’ın gelip beni kurtarması umuduyla yavaş hareket ediyordum vakit kazanmaya çalışıyordum. Umudumu kaybedince banyoya geçip bileğimi kestim. Acı bile hissedemedim. Aklımda nereye götürüyorsa da yolda akar akar gitmeden ben ölmüş olurum düşüncesi vardı. Arabaya bindim. Yolda konuştuk, daha sakindi daha kabulleniş haldeydi. Kızdığı şeyin benim bunun normal olan olduğunu söylediğimi düşünmesiymiş. Yaşadığı tecrübeleri anlattı. Seni anlıyorum olabilir ama tedavi olman gerekiyor diyordu. Sustum. Berrak’ın beni merak etmiş olacağını söyledim. Telefonunu verdi. Aradım iyi olduğumu abimle olduğumu söyledim. Berrak hala şüpheliydi korkuyordu. Sonra abim beni şehirdeki evimize bıraktı. 5-6 saat orda kaldım açtım, yalnızdım, halsizdim, korkuyordum. Aklıma ev telefonu geldi hemen tekrar Berrak’ı aradım olanları anlattım, destek aldım, biraz rahatlamıştım. Abim geri geldi; herkese sordum bu yaşlarda önü alınmazsa kötüye gidermiş, psikolojik bozuklukmuş, ben bir psikolog buldum ona gidiceğiz dedi. Arabada giderken bileğimi kestiğimi söyledim deliye döndü çok korkmuştu sen bunu nasıl yaparsın deyip duruyordu işte bu yüzden tedavi olmalısın sen gerçekten hastasın dedi, hemen bir benzinliğe çekti bir şeyler aldı temizledik. Çok sarsıldığını görebiliyordum. Yola devam ederken kimseye bir açıklama yapmak zorunda değilsin, babamla da konuştum erkek arkadaşından ayrılınca bir kız arkadaşıyla duygusal olarak yakınlaşmış bir şey yok dedim. Hayatını yaşayacaksın. Kimseye bir şey anlatmak zorunda değilsin dedi. Öyle bir rahatlamıştım ki inanamıyordum olanlara.
         Yazlığa döndük. Babam yanıma geldi sarıldı, ben sarılamadım yabancım gibiydi sanki. O tekmeler, yumruklar, tokatlar, her biri uzaklaştırmıştı beni. Niye sarılmıyorsun dedi zoraki sarıldım. Yaşadığın yerde var mı böyle bir pislik dedi. Yutkundum kelimeleri daha acıydı. Yok dedim.
         Psikolog ilk seans sonrası abimle konuşmasında bunun bir hastalık olmadığını ve kendisinin yapabileceği bir şey olmadığını söyledi. Eğer bir insan eşcinsel olduğunu fark ettiyse ve bundan rahatsızlık duyuyor değişmek istiyorsa değişik terapilerle tedavi yoluna gidebiliyoruz; ama burada böyle bir şey söz konusu değil. Sevim pırıl pırıl bir genç kadın ve ilerde de çok başarılı olacağına inanıyorum dedi.’
         İşte Sevimin hikâyesi böyle gelişti. Sonuçta görmezden gelen bir anne, bilmezden gelen bir baba, sonuna dek ardında duran abisi ve çok sevdiği Berrak’ıyla hayatına devam ediyor. Tüm dünyaya karşı, dimdik.
                                                          
                                                                                                                             Kadının El Hali

Hiç yorum yok: