
Büşra, Melek ve Damla'nın mektupları elimize yeni geçti.Mektuplarında her bir kadının ayrı ayrı 8 Mart'ını kutlamışlar.
Büşra
;"Ben , biz genel anlamda iyiyiz...İçeri ya da dışarı kavramlarını
düşündüğümde aslında şunu fark ediyorum. Dışarısı modernizenin ve onun
zihniyetinin kuşattığı çok daha geniş bir zindan bu anlamda bizler özgür yaşam
uğruna bu kör zindanda da olsak, dışarıda-o geniş zindanda da bu umutla atacağız
tüm adımlarımızı. Ortada bir de kadının beş bin yıllık tarihi, kırıma
uğramışlığı,inkar edilişi gibi bir gerçeklik olunca biliyoruz ki sistem bizi
iki yerden vurmak istedi.Fakat bizler özgür yaşama ulaşana dek bunun için
önümüze sıralanan her engeli aşacağız."
Damla; "Burada her şeye kulak kabartmış
durumdayız, sürecin bu hızlı ilerleyişi hem umut verici hem de endişelendirici.
Hep birlikte yaşayıp göreceğiz neler olacağını.Direnişe her daim devam buranın
zor tarafları çok, öncelikle adlilerin kaldığı bir cezaevi, başka siyasi
tutsaklarda var erkeklerden ama bizi onlardan, öğrenci arkadaşlarımızdan uzak
tutuyorlar ve çoğu isteğimiz de reddediliyor. Hele ki kadın ihtiyaçlarına karşı
tamamen duyarsızlar."
Büşra,Damla ve Melek Denizli Pamukkale
Üniversitesi'nde açlık grevleri döneminde yaptıkları basın açıklaması nedeniyle
tutuklular. Herkes susarken insanların ölümüne sessiz kalmadıkları için, 6 aydır tutuklular. Denizli'de kaldıkları
için davaları İzmir' de görüldü fakat İzmir'e gittiklerinde 6 aydır saçma
sapan nedenlerden tutuklulukları yetmiyormuş gibi bir de daha beter koşullarla
karşılaşmışlar. Büşra,Melek ve Damla bir de 6 kadın arkadaşımız kötü
koşulları ve keyfi uygulamaları protesto etmek için açlık grevine başladı 14
mart günü. Ve açlık grevleri taleplerinin kabul edilmesiyle 31 gün sonra sona erdi.
Bu dava 28'i tutuklu 102 arkadaşımızın yargılandığı dava.
Bu dava Türkiye'de en çok öğrencinin yargılandığı dava.
Bu dava Türkiye'de en çok tutuklunun yargılandığı dava.
Bu dava tek seferde en çok tutuklamanın yaşandığı dava.
Bu dava somut diye iddia edilen tek delil olarak iddianamesinde "bir adet basın açıklaması" olan tek dava.
Ve bu dava 28 Mart günü büyük önlemler alınarak başlatıldı üç gün süreceği söylendi fakat ikinci gün apar topar karara bağlantı. Duruşmada tutuklu 15 öğrencinin Kürkçe savunma talepleri mahkeme heyeti tarafından kabul edildi. Ancak kişi başı 30 lira tercüman parası istendi. Öğrenciler tercüman parasını "dilimiz satılık değil, satmayız, satın almayız." diyerek reddettiler. Diğer tutuklu öğrenciler Kürtçe savunma talebi bedelsiz olarak kabul edilinceye kadar savunma yapmayacaklarını belirttiler. Bu nedenle hakim "mahkemenin pazartesiye uzamaması için bugün tutukluların avukatları savunma yapsın ve karar verelim" demiş. Yani aslında hakim demiş ki; " siz misiniz dilimizi, arkadaşımızı satmayız diyen eh o zaman bir ay daha kalın o duvarların arasında." Onlar içeri de biz dışarı da 29 Mart günü görülecek dava için biraz olsun adalet var mıdır derken "HİÇ TAHLİYE YOK!" haberiyle sarsıldık. Ve dava 26 Mayıs'a ertelendi.
Şimdi belki Damla, Melek ve Büşra'nın bu sayıda yazmalarını beklerken onların durumlarını yazmak çok sinir bozucu ama üzgün değiliz aksine daha öfkeliyiz aksine daha kalabalıklaşıyoruz onları karşılamak için ve aksine satmayacağız hiç birimiz ne dilimizi ne birbirimizi. Biz bunları biliyoruz o yüzden, elbet Damla, Melek ve Büşra'yı ve daha nice tutuklu öğrencileri bırakmayacağız orada! Belki hemen değil ama elbet alacağız hepsini! Yoksa o adaletten yoksun duvarlarınız yoksa o leş her yanına kokunuz sinmiş duvarlarınız onlar ...Onlardan korkumuz yok elbet, sizin üstünüze yıkılacak o duvarlar,
O DUVAR DUVARINIZ VIZ GELİR BİZE VIZ!
Türkü Zencir
O DUVAR DUVARINIZ VIZ GELİR BİZE VIZ!
Türkü Zencir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder