30 Nisan 2013 Salı

HİÇ ŞAŞIRMIYORSANIZ…



      Bir sabun kadar kayganım şimdi. Köpük bağladı ruhum. Yataktayım. Beynimin sıkıştırıldığını hissediyorum. Dünyaya çöreklenmiş yılanların ortasında kaçabileceğim en benden yerde gibiyim. Zamanın, tutkuları güneşe uyarlayabildiği boyutundayım. Boyutum Notre Dame’ın Kamburu‘ndaki sevdayı sığdırır kucağına. Acı duyduğumu hissettiğim demlerde görüyorum ki acı yine acı çekme yetisi olanlara düşer, duymak isteyenler duyar çığlıkları. Kulaklarımızı, gözlerimizi kapatarak, duyularımızı yok ederek yaşıyoruz. Böyleyken her şey daha kolay yoluna girecek diye umut ediyoruz diye düşünürken bizi biz yapan, geçmişten getirdiğimiz tüm birikimlerimizi yok ederek yaşıyor, daha az insan oluyoruz .
    
      UMUT! Sıkıntı, sözcüğün kökeninin bozukluğundan kaynaklanıyor. Ummak yerine direnmeyi seçmeli. Umut sessizliği, beklemeyi, tepkisizliği barındırıyor içinde. Tutkunu olduğumuz şeyler getiriyor sonumuzu. Sessizliği sonu olacak insanlığın. Samimi olmayan, bizi eksilten, çoğaltmayan benliğimizden uzaklaştıran her şeye karşı direnmeli. Ses, sözcük, renk akıtmalı ruhlar.
Esrarlı şeyleri dehşet severim, diyor Dostoyevki. Sırrı var insanoğlunun. Herkes bir diğerinden, kendinden bile saklıyor kırgınlıklarını, gerçekliklerin... Çıkarın sakladıklarınızı, sandıklarınızdan. Sırrı dökülmüş hepsinin. Parlatın, netleştirin ruhlarınızı, beyninizi. Soyutlukların arkasına sığınıp bunlarla beslemeyin korkunuzu. Kendinize inanmaktan geçer başkaldırı. Dünyayı esrarlı yapan bir şey varsa o da insanın kendi içinde barındırdığı, kardeşi gibi birlikte yaşadığı bir ikinci kişinin varlığını keşfetmekti. Kendinizi uyandıramadıysanız belki ikiz kardeşinizi uyandırırsınız. Düşleri, düşünceleri hapsedilmişlere, bedeni yara bağlamış kadınlara, aç kalmışlara, boyun eğenlere, taklit etmekten kim olduğunu unutanlara, umut edip bekleyenlere, sistemin çarkına takılıp kalanlara şaşırmıyoruz, çocuk değiliz; ama bu çarkı döndürenlere, bu dünyayı yaratanlara tepkiliyiz .

‘ Hiç şaşırmıyorsanız artık çocuk olamazsınız . ’
                                                                                                                                          
                                                                                                                                        Aslı Gezgiç

Hiç yorum yok: