30 Nisan 2013 Salı

İLLE DE SOKAK

Özgür sokak kavramının literatüre giren tanımının dışında olması gereken tanımı; ayrımı gözetilmeksizin, özgürce içerisinde akıp giden hayatı yaşayabilmek, her bir noktasına herhangi bir saatte tehlike faktörünü düşünmeden dahil olduğun özgürlüktür. Aslında "sokak" kavramının temelinde özgürlükçü düşünce yatar. Ancak bu durum biz kadınlar için farklıdır. Ataerkil sistem sokak kelimesini salt "sokak" olarak kullanmamıza izin vermediğinden nitelendirme ihtiyacı duyarak bir ütopya haline geliyor "ÖZGÜR SOKAK".

 "Sokak ortasında kocası tarafından vuruldu." "Sokak ortasında babası tarafından öldüresiye dövüldü." "Sokak ortasında...." diye başlayan hayat hikayelerine geçtiğimiz günlerde bir yenisi daha eklendi. 10 Mart 04.00 civarında Taksim'in ortasında herkesin gözü önünde bir kadına 6 kişi tarafından tecavüz girişimde bulunuldu. Bu kişilere müdahale etmek isteyen biri yine aynı kişiler tarafından sokak ortasında darp edildi. Kadın, o kişiler tarafından kaçırıldı. Herkesin gözü önünde yaşanan bu olaya esnaf dahil olmak üzere hiç kimse tepki göstermedi.

 Bu sokak ortasında yaşanan olaylar bize gösteriyor ki ataerkil sistem ve erkek egemenler biz kadınları toplumsal yaşamda ve sokaklarda istemiyor. "Kadın kısmının sokakta ne işi var?" "Gece vakti sokakta ne işi varmış ki tecavüze uğrar tabi." gibi kadınların beynine ilmik ilmik işlemeye çalıştıkları erkek zihniyetlerinin dile vurulmuş haline zehirli söylemleriyle de bunu kanıtlıyor.

 Peki kadınlar ev içindeyken sokaklardan daha mı özgür oluyorlar?

 Kadınları ev içine hapseden erkek egemen ideoloji aslında bunun öyle olmadığını bize kanıtlıyor. Her gün kocası veya en yakınları tarafından ev içinde tacize, tecavüze, şiddete maruz kalan kadınların sayısı gün be gün artmaktadır. Gülay Armağan o kadınlardan sadece biri. Ev içinde korkunç işkenceler görmüş ve ölümle sonuçlanan bir hayat yaşamış Gülay Armağan. Hamile iken dakikalarca gazı açılmış bir tüple aynı odaya kilitlenerek ölüm tehdidi almış, kocasının kardeşi tarafından defalarca tecavüze uğramış en sonunda kocası tarafından kafasına balta vurularak öldürülmüştür. 

  Yaşananlar bize gösteriyor ki kadınları toplumdan ve sokaklardan dışlayarak kapalı bir kutunun içine hapsetmeye çalışan erkek egemenler ne bizi ev içindeki tehlikelerden korumuş ne de özgürce sokaklarda dolaşmamıza izin vermiştir. Biz de biliyoruz ve söylüyoruz ki yaşamın her alanında kadınları ötekileştiren ataerkil sisteminize ve onun zihniyetine susmayacağız. Ortak yaşanmışlıkların verdiği dayanışma ruhu ile daha yaşanılası bir dünya için "sokak"larda olacağız...

                                                                                                                                     Ebru Halıcı

Hiç yorum yok: